EVREN ASLINDA YOĞ!

Bilim insanlarının en en son araştırmasına göre evren mevren yok; yarın boşuna işe gitmeyin, kredi kartı borcunuzu dert etmeyin.

 

Şok şok şok, evren yok … diye başlıyor her iki senede bir hortlayan tuhaf bir haber. “CERN’de ŞOK!”, “BİLİM DÜNYASI HAYRET İÇERİSİNDE”, “EINSTEIN MEZARINDA TERS DÖNDÜ!”, “BİZ ASLINDA YOĞUZ”…

(görsel: Smbc-comics, çeviren: Bilimvesaire)

Böyle bir başlığa bakmanın temelde iki nedeni var olabilir gibi görünüyor. Birincisi, “kim böyle bir şey saçmaladı, meslekten men edildi mi?” diye merak eden bir kitle, diğer tarafta ise gerçekten “evren olmayabilir mi? Ne keşfetmiş olabilirler?” diye merak eden başka bir kitle.

Bilim insanları bizleri kandırdıklarını sanıyorlar ama aslında bütün gün bilgisayar oynadıklarını hepimiz biliyoruz (görsel: News.au)

Ancak bu, saf bir varsayım olur. Bu gruplar elbette vardır ve haklıdır, bu tür bir haber –şayet gerçekse– mutlaka okunmayı, tartışılmayı hak eder. Ancak aslı beklenti şu şekildedir: “Bildiğimiz her şey yanlış, meğer başından beri [buraya bir isim yerleştirin] haklıymış! Meğer her şey onun olmasını istediği gibiymiş! Meğer kendine ‘bilim insanı’ diyen şarlatanlar, aslında Dünyayı ele geçirmeye çalışıyormuş,” vesaire.

Bilim insanları deşifre oldu! (görsel: Genç Frankenstein, 1974)

Bunlar abartılı tepkiler gibi görünebilir, ancak bu, “Evren yok!” gibi bir haberin altına “Ben biliyordum zaten” yazan geniş kitleleri hafife almak olur. Ancak söz konusu kişiler çoğu zaman, aslında evrenin varoluşunu sorgulayan kimseler de değildir. Duymak istedikleri şey yalnızca kendi inandıkları, kendi arzuladıkları her ne ise onun doğrulanmasıdır. Zira yanı başlarında aynı haberi okuyan arkadaşlarının “Evren yokmuş, senin simidi alıyorum o zaman,” deyişine, “Tabii buyur, nasıl olsa sonuçta bu simit de yok,” diye cevap verecekleri şüphelidir.

Peki, böyle uyduruk bir haber yumurtlayan gazeteciliğin hiç mi suçu yok? Bilakis, eğer ille birilerini suçlayacaksak, öncelik bu tür haberleri hazırlayanların olmalıdır. Hatta Haziran 2014’te çıkan haberlere bakarsak, içeriklerinde, yalnızca sansasyon yaratmak için bilim insanlarının sözlerinin çarpıtılmış olduğunu değil, aynı zamanda çok daha içten pazarlıklı bir tavır olduğunu görürüz; zira bu haberlerin çoğunda, “CERN, 10 milyar dolar harcadıktan sonra, Evren yok dedi!” gibi ifadeler görüyoruz. Bunların iki örneğine buradan ve buradan ulaşabilirsiniz. Yani bilim insanları hepimizi salak yerine koymakla kalmadı, üstüne 10 milyar dolarla muhtemelen Bahamalar’daki beş yıldızlı otellerinin havuz başındaki barında kokteyl yudumlarken, bu bütçeyi onlara sağlayan vergi mükelleflerini düşünerek pis pis sırıtıyorlar.

CERN’in harcadığı 10 milyar doların, 8 milyarının yalnızca bu resme gittiğini biliyor muydunuz? Fizik okumamış olduğunuza üzülmekte haklısınız, ama böyle bir tezgâhın döndüğünü nereden bilecektiniz? (görsel: CERN)

Tabii bilim için kesik parmağa işemeyecek ülkemizde böyle bir bütçe söz konusu olmadığı için, haberin bu kısmı büyük ölçüde atlanarak, yalnızca bilim insanlarının kendini bilmezliklerine vurgu yapılıyor. Gereksiz olduğu açık olan bir tartışmaya mahal vermemek ve vaktinizi harcamamak için herhangi bir kaynak paylaşmıyoruz, ancak aradığınız takdirde kısa sürede pek çoğuna ulaşabilirsiniz. Zaman sizin.

Dr. Alan Duffy’nin 2014 yılındaki açıklamasına gelirsek, burada iki deneysel bulgunun birbiri ile nasıl çeliştiğinden bahsediliyor. Bunlardan ilki BICEP2‘nin 2014 yılındaki kozmik galaksilerarası kutuplanma bulguları ile Higgs bozonu (ve ilgili Higgs alanı) bir arada düşünüldüğünde, evrenin, şu an için hakim görüş olan kozmik enflasyon teorisinin tarif ettiği şekilde genişlemesi için yeterli zaman olmuyor, ve evrenin genişlemek yerine, daralarak çökmüş olması gerekiyor. Sonradan, sorunun BICEP2’nin ölçümlerinde olduğu kabul ediliyor. Bu konuda Duffy, “Bu teorinin kabul edilemez bir öngörüsü … Eğer bu gerçekleştiyse, bunu tartışmak için burada olmazdık!” diyor.

Şimdi, bu haber için atılabilecek iki ayrı başlığı düşünün:
1) Çok Büyük Şok: Evren aslında yok!
2) BICEP2 ölçümleri ile Kozmik Enflasyon Teorisi arasındaki farka ait sonuçlar gözden geçiriliyor

Durum bundan ibaret.

Tabii ki, “evren yok” fikri, yalnızca bu tekil haber ile sınırlı bir durum değil. Örneğin, bu tuhaf haberlerle kıyaslanamayacak olsa da, Simülasyon Argümanının da benzer etkileri var. İçinde yaşadığımız Evren hakkındaki heyecan verici fikirlerden olmasına rağmen, bu da, “aslında hiçbir şey yokmuş, her şey simülasyonmuş” gibi lüzumsuz şiddette heyecan yaratabiliyor. Belki de kendimizi, sağa sola sıçrayıp ajan pataklar ve üzerimize yapan mermileri tek bir hareketle durdururken hayal etmeyi seviyoruz. Tabii, bu hayal içerisinde dahi, “seçilmiş kişi” olmanın yanında, kimsenin yüzüne bile bakmadan harcadığı zavallı figüranlardan biri olma ihtimalimiz çok daha yüksek. Simülasyon argümanının tam metnini burada bulabilirsiniz.

Bir başka heyecan verici “evren aslında yok” fikri ise Holografik ilke. Burada da, ilkenin tarif ettiği, belirli koşullar altında 3 boyutlu evrenin, 2 boyutlu modeller ile tarif edilebileceği fikri, bazılarımız için aniden “ben demiştim, her şey yalan,” haline bürünebiliyor. Holografik ilkeye ait yazımızı burada okuyabilirsiniz.

Evet ama neden bu kadar hırsla evrenin aslında var olmamasını istiyor olabiliriz? Gerçekten Pazartesi gününden itibaren işe gitmeme ihtimalimiz var mı? Doğalgaz faturası konusunda endişelenmemize gerek kalmadı mı gerçekten? Yoksa bilim insanlarının ortaya çıkan namussuzluğu aynı zamanda Büyük Patlamanın veya Evrim’in olmadığını, dolayısı ile tüm bu konularda bizim ve yalnızca bizim haklı olduğumuzu da mı kanıtlamış oldu?

Boşuna üzülmeyin. Evren var ve gayet iyi.

Kaynak:

http://www.news.com.au/technology/science/space/its-okay-nothing-really-matters-we-dont-actually-exist-anyway-or-so-the-higgs-boson-particle-suggests

Yorumlar