Dyson Küreleri nedir ve nasıl aramak gerekir?

Dyson, endüstriyel seviyedeki zeki ırkların enerji ihtiyacının zamanla artacağını, yıldızların yaydığı enerji mertebesine ulaşabileceğini iddia etmiştir…

 

Freeman J. Dyson, Search for Artificial Stellar Sources of Infrared Radiation adlı raporunda, teknolojik, endüstriyel seviyeye ulaşan tüm zeki ırkların enerji ve yaşam alanı ihtiyaçlarının zamanla artacağını öne sürmüştür. Öyle ki bu enerji ihtiyacı, kendi sistemlerindeki yıldızın yaydığı toplam enerji miktarına ulaşana kadar. Bu tür bir ihtiyacı karşılamak için ise, zeki ırklar tarafından “yıldızların etrafını saracak bir kabuk” inşa edilebileceğine, ve bunun da kendine özgü bir ışıma karakterine sahip olacağını iddia etmiştir. Dyson, bu kabukların nasıl inşa edileceğinden ziyade, nasıl tespit edilebileceklerine odaklanmıştır.

Benzer fikirler daha önce, 1937 yılında yayımlanan, Olaf Stapledon’a ait Star Maker ‘da da işlenmiş olmasına rağmen, konuya bilimsel olarak yaklaşan ilk kişi olduğu için, bu yapılar kendisinden sonra Dyson Küreleri olarak isimlendirilmiştir.

Aşağıda Dyson’a ait 1960 tarihli makaleyi bulabilirsiniz. Keyifli okumalar…

 

-oo-

 

YAPAY YILDIZSAL KIZILÖTESİ IŞIMA KAYNAĞI ARAŞTIRMALARI

 

Özet. Eğer dünyadışı zeki varlıklar mevcutsa ve eğer yüksek bir teknolojik gelişim seviyesine ulaşabilmişlerse, enerji metabolizmalarının yan ürünlerinden birinin yıldız ışığını geniş ölçeklerde uzak-kızılötesi ışımaya dönüştürmeleri olması olasıdır. Yakın zamanda başlatılan yıldızlararası radyo iletişim araştırmalarına, kızılötesi ışıma kaynaklarının araştırılmasının da eklenmesi teklif edilmektedir.

 

Cocconi ve Morrison (1) dünyadışı zeki varlıklar tarafından yayılan radyo sinyallerinin dinlenmesinin önemli ve gerçekleştirilebilir olduğuna dikkat çekmişlerdir. Bu türden varlıkları barındırıyor olabilecek gezegenlere sahip yakın yıldızlara dinleme antenleri yöneltilmesini teklif etmişlerdir. Teklifleri şu anda gerçekleştirilmektedir.

Bu raporun amacı dünya dışı zeki varlıklara ait kanıtların ciddi şekilde araştırılması için plan yapılırken göz önünde bulundurulması gereken diğer olasılıkları işaret etmektir. Bu varlıkların endüstriyel ve teknik gelişimlerinin zaman ölçeğinin, yıldızlara ait evrimin zaman ölçeğine kıyasla çok kısa olduğunu fikrinden yola çıkıyoruz. Buradan hareketle bizim tarafımızdan gözlemlenen bu tür varlıkların, milyonlarca yıldır varlıklarını sürdürüyor ve halihazırda bizimkini pek çok büyüklük mertebesi aşan bir teknolojik seviyeye ulaşmış olmaları son derece olasıdır. Bu durumda yaşam alanlarını [ orj. habitat] Malthusiyen ilkeler tarafından belirlenen sınırlara doğru genişletmiş olduklarına dair bir hipotez öne sürmek makuldür.

Bu varlıkların yaşam alanlarını [Alm. lebensraum] genişletmeye çalışırken karşılaşacakları maddi koşullar hakkında doğrudan bir bilgiye sahip değiliz. Bu nedenle, eğer bu varlıklar bizimkine eşdeğer bir güneş sisteminde ortaya çıkmış olsalardı, olayların olası gidişatlarının ne şekilde olmuş olacağını göz önüne alacağız. Kendi güneş sistemimizi örnek olarak alarak, en azından başka bir yerde gerçekleşmesi beklenecek olası bir duruma ulaşacağız. Bunun bizim sistemimizde gerçekleşeceğini iddia etmiyorum; yalnızca diğer sistemlerde gerçekleşmiş olabileceğini söylüyorum.

Teknolojik olarak gelişmiş türlerin genişlemesini en nihayetinde sınırlayan maddi koşullar madde miktarı ve enerji miktarıdır. Şu an insan türü tarafından işletilmekte olan maddi kaynaklar kabaca yeryüzünün biyosferi ile sınırlıdır; 5×1010 gramlık bir kütle. Şu anki enerji miktarımız, fazladan bir şekilde saniye başına 1020 erg olarak alınabilir. Güneş sistemi içerisinde tarafımızdan ulaşılabilir olarak görülebilecek madde ve enerji miktarı, 2×1030 gram (Jüpiter’in kütlesi) ve saniyede 4×1033 erg’dir (Güneş’in toplam enerji üretimi).

Okuyucu, haklı olarak Jüpiter’in kütlesi veya Güneş’in ışımasının tamamının hangi anlamda işletilebilmeye açık olmasından bahsettiğimizi sorabilir. Aşağıdaki argüman, bu mertebede bir kullanımın absürt olmadığını göstermeyi amacını gütmektedir. Öncelikle, nüfusun ve endüstrinin 1012 katsayısına ulaşması için gereken süre oldukça kısadır; her yıl yüzde 1 büyüme sürdürülebilirse, diyelim ki 3000 yıl. İkinci olarak, Jüpiter büyüklüğünde bir gezegeni parçalarına ayırmak ve yeniden düzenlemek için gereken enerji 1044 erg civarındadır, ki bu da Güneş’in 800 yılda yaptığı ışımaya eşittir. Üçüncü olarak, Jüpiter’in kütlesi, Güneş’in etrafında, Yeryüzü’nün Güneş’e olan uzaklığının iki katı mesafede dönen küresel bir kabuk şekline yayılırsa, yüzey alanının her santimetre karesi başına 200 gram kütlesi olan bir kalınlığa sahip olur (yoğunluğa bağlı olarak 2 ila 3 metre). Bu kalınlıktaki bir kabuk, rahat bir şekilde yaşanabilecek bir hale getirilebilir ve içeriden üzerine düşen güneş ışımasının işletilebilmesi için gereken tüm makinaları ihtiva edebilir.

Endüstriyel genişlemenin zaman ölçeği, Jüpiter’in kütlesi, Güneş’in açığa çıkardığı enerji ve yaşanabilir bir biyosferin kalınlığının birbirleriyle tutarlı büyüklük ölçeklerinde olmaları dikkate değerdir. Şu durumda, kazalar dışında, Malthusiyen basıncın en nihayetinde zeki türlerin ulaşılabilir olan kaynakları işletmeye sevk etmesi, makul bir beklentidir. Herhangi zeki bir türün, endüstriyel gelişim evresine girdikten sonra birkaç binyıl içinde, ana yıldızlarını tamamen kuşatan bir biyosferde bulunmaları beklenmelidir.

Eğer yukarıdaki argüman kabul edilirse, dünyadışı zeki varlık araştırmaları, yakındaki görünür yıldızların araştırılmasıyla sınırlanmamalıdır. Bu tür varlıkların bulunacağı en olası yaşam alanı, Yeryüzü’nün yörüngesi ile karşılaştırılabilir bir boyutta ve yüzey sıcaklığı 200 ila 300 K arasında olan karanlık bir nesne olacaktır. Bu tür karanlık bir nesne, içerisinde gizli olan yıldız kadar fazla ışıma yapacaktır, ancak ışıma uzak kızılötesinde, 10 mikron dalga boyu civarında olacaktır.

Yeryüzü’nün atmosferi 8 ila 12 mikron dalga boylarındaki ışımalar için geçirgendir. Bu nedenle, bu aralıktaki dalga boylarında olan “kızılötesi yıldızlar” dünya yüzeyinde halihazırda var olan teleskoplar kullanarak yapılacak bir araştırma gerçekleştirilebilirdir. Mars’tan ve Venüs’ten gelen bu aralıktaki ışımalar yalnızca tespit edilmemiş, aynı zamanda belli bir ölçüde spektroskopik olarak da analiz edilmiştir (3).

Bu nedenle, bağımsız veya yapay radyo emisyonu araştırması ile bağlantılı olarak noktasal kızılötesi ışınımın kaynakları için bir arama yapılmaya çalışılmasını öneriyorum. Tüm gökyüzünün 5. ve 6. büyüklük ve daha üstü için taranması caziptir; ancak muhtemelen var olan tespit tekniklerinin kapasitesinin ötesindedir. Eğer yönlendirilmemiş bir tarama mümkün değilse, başlangıç yaklaşımı olarak 10-mikron seviyesinde anormal derecede yoğun ışıma ile ilişkilendirilmiş görünür yıldızların aranması vakit harcamaya değerdir. Bu tür bir ışıma görünür bir yıldızın yakınlarında her iki durumda birden görülebilir. Zeki varlıkların ırkı, yıldızlarının yaptığı ışımanın tamamını, ulaşabildikleri maddenin yeterli olmaması nedeniyle işletemiyor olabilir, veya çoklu sistemdeki yıldızlardan birinin etrafını saran yapay bir biyosferde yaşarken, sistemdeki diğer yıldızlar işletmeye uygun olmadığı için bizim tarafımızdan görülebilir halde olabilir. Bu durumlardan herhangi birinin belirli bir dünyadışı zeki ırk için gerçekleşme olasılığını tahmin etmek mümkün değildir. Ancak yapay kökenli kızılötesi ışımalar için yakın görünür yıldızları araştırarak, özellikle de görünmez eşleri olan ikili sistemlerden başlamak makuldür.

FREEMAN J. DYSON

Institute for Advanced Study, Princeton, New Jersey 1667

 

Kaynaklar:

1. G. Cocconi and P. Morrison, Nature 184, 844 (1959).

2. Science 131, 1303 (29 Apr. 1960).

3. W. M. Sinton and J. Strong, Astrophys. J. 131, 459, 470 (1960). 13 May 1960

 

-oOo-

 

Yazan: Freeman J. Dyson
Orijinal adı: Search for Artificial Stellar Sources of Infrared Radiation, 1960

 

BONUS