Transhümanist Değerler (Nick Bostrom)

 

TRANSHÜMANİST DEĞERLER

 

Yazan: Nick Bostrom
Orijinal başlığı: Transhumanist Values, 2005.
URL: https://nickbostrom.com/ethics/values.html

 

ÖZET: Biyoteknolojiden yararlanarak insanın mevcut durumunu iyileştirebileceğimizi ancak bunun insan olma durumunu değiştirebileceğini farz edelim. Bunu yapmalı mıyız? Transhümanizm evet diyor. Transhümanizm, insanların, insan türünün yaşamlarını iyileştirmek, uzatmak, ve evet, büyük olasılıkla değiştirmek üzere kullanılması gerektiğinin ileri sürüldüğü cüretkâr görüştür. Transhümanistler, insan sınırlarının ve zayıflıklarının üstesinden gelmeye çabalanması gerektiğini savunur. Belki de en önemlisi, transhümanistler, insani değerlerin ötesinde ve yaşamlarımızın dünyayı daha iyi (mevcut değerlerimizle şimdiye dek yapabildiğimizden iyi) bir yer haline getireceği yeni değerler geliştirmemiz gerektiğine inanırlar. Bostrom bu makalede insanlar, transhümanlar ve post-insanlar için teknolojik gelişmelerle olanaklı hale gelebilecek kökten farklı bir geleceğe cüretkâr bir bakış sunuyor.

 

1. TRANSHÜMANİZM NEDİR?

Transhümanizm, son yirmi yıl boyunca yavaşça gelişmiş, katı tanımı olmayan bir harekettir.(1) Teknolojinin ilerleyişiyle birlikte ortaya çıkan insanın durumunu ve insan organizmasını geliştirme fırsatlarının anlaşılması ve değerlendirilmesi için disiplinlerarası bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini savunur. Odağında hem genetik mühendisliği ve bilgi teknolojileri gibi mevcut teknolojiler hem de moleküler nanoteknoloji ve yapay zekâ gibi gelecekte beklenen teknolojiler bulunur.

Tartışılmakta olan geliştirme seçenekleri arasında insanın sağlıklı ömrünün büyük ölçüde uzatılması, hastalıkların yok edilmesi ve gereksiz acıların ortadan kaldırılmasıyla birlikte insanın düşünsel, fiziksel ve duygusal yetilerinin artırılması bulunmaktadır. Öteki transhümanist başlıklar arasındaysa uzayın kolonileştirilmesi ve süperzeki makineler yaratma olasılığının yanısıra insanın mevcut durumunu derinden değiştirecek başka olası gelişimler bulunur. Hareket, birtakım cihazlar ve ilaçlarla sınırlı değildir; ekonomik, sosyal ve kurumsal tasarılar, kültürel gelişim ile psikolojik yetenekleri ve teknikleri de kapsamaktadır.

Transhümanist bakış insan doğasını, sürmekte olan bir çalışma, arzu edilen biçimlerde yeniden şekillendirilebilecek henüz olgunlaşmamış bir başlangıç olarak görür. Mevcut insanlığın, evrimin son noktası olması zorunlu değildir. Transhümanistler, bilimin, teknolojinin ve başka akılcı araçların bilinçli kullanımıyla eninde sonunda şu anki insanlardan muazzam ölçüde daha fazla yetiye sahip post-insanlar olmayı başarabileceğimizi umar.

Kimi transhümanistler, kişisel olarak post-insan haline gelebilme olasılıklarını artırmak için yeterli süre boyunca hayatta kalabilmek üzere örneğin sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek veya yeniden canlandırma olasılığına karşılık kendilerini kriyonik(*) olarak dondurulmaya hazırlanmak gibi etkin adımlar atar.(2) Yeni teknolojilere karşı uygulamada sıklıkla tepkili yaklaşımların benimsendiği başka birçok etik görüşün aksine transhümanist görüşe, teknoloji politikaları konusunda etkin bir yaklaşımın benimsenmesi için sürekli evrilen bir vizyon rehberlik eder. Bu vizyon, genel hatlarıyla çok daha uzun ve sağlıklı yaşamlara sahip olmak, hafızamızı ve öteki düşünsel yetilerimizin geliştirilmesi, duygusal deneyimlerimiz ile öznel esenlik hislerimizin artırılması ve genel olarak kendi yaşamlarımız üzerinde daha fazla kontrole sahip olma fırsatlarının yaratılmasıdır. İnsanın böyle bir potansiyeli olduğu kabulü, tanrıyı oynamak, doğaya müdahale etmek, insanın özünü bozmak ve cezalandırılmayı hak eden bir kibre sahip olmak gibi geleneksel fikirlere karşı bir alternatif olarak sunulur.

Transhümanizm, teknoloji konusunda iyimserliği gerektirmez. Gelecekteki teknolojik yetiler yararlı uygulamalar konusunda muazzam bir potansiyel taşısa da, aynı zamanda zeki yaşamın soyunun tükenmesi gibi aşırı uçlara dek uzanan büyük zararlar verecek şekilde kötüye de kullanılabilir. Başka potansiyel negatif sonuçlar arasında toplumsal eşitsizliklerin daha da artması ve büyük değer verdiğimiz ancak gündelik maddi edinim mücadelesi sırasında boşlama eğiliminde olduğumuz, nitelenmesi güç varlıklarımızın yavaşça yozlaşması da bulunur. Tüm düşünceli transhümanistler bu tür risklere büyük bir ciddiyetle yaklaşılması gerektiğine tamamen katılır.(3)

Transhümanizmin kökleri seküler hümanist düşüncede olsa da, insan doğasını iyileştirmek için eğitim ve kültürel ilerleme gibi geleneksel araçların yanısıra temel biyolojik sınırlamalarımızın kimilerinin üstesinden gelmek üzere tıbbın ve teknolojinin doğrudan uygulamalarını da savunmasıyla daha radikaldir.

 

2. İNSANIN SINIRLAMALARI

İnsan organizması tarafından erişilebilecek düşünceler, duygular, deneyimler ve etkinlikler aralığı, olanaklı olanın yalnızca küçük bir parçasıdır. İnsanın varoluş biçiminin biyolojik doğamızın dayattığı sınırlamalardan, öteki hayvanlarda söz konusu olandan daha bağımsız olduğunu düşünmek için hiçbir neden bulunmaz. Tıpkı şempanzelerin, insan olmanın nasıl bir şey olduğunu—tutkularımızı, felsefelerimizi, insan toplumunun karmaşıklığını veya birbirimizle olan ilişkilerimizdeki ayrıntıları—anlayabilmelerini sağlayacak bilişsel gereçlerden yoksun olmaları gibi biz insanlar da radikal ölçüde geliştirilmiş insanlar (post-insanların) olmanın nasıl bir şey olduğuna ve bu insanların düşüncelerine, kaygılarına, umutlarına ve toplumsal ilişkilerine ilişkin gerçekçi, sezgisel bir anlayış geliştirebilme yetisinden yoksun olabiliriz.

Bu nedenle, mevcut varoluş biçimimiz, olanaklı olanın veya evrenin fiziksel kısıtlarınca izin verilenin yalnızca küçük bir altuzayıdır (bkz Şekil 1). Bu daha büyük olan uzayın, son derece değerli yaşam, ilişki kurma, hissetme ve düşünme yollarını temsil eden bölümleri olduğunu varsaymak aşırılık olmaz.

Olanaklı Varoluş Biçimleri Uzayı

Şekil 1. Daha bir şey görmedik (çizim ölçekli değildir). “Transhüman” terimi, yetileri, geliştirilmemiş insanlarla tam olarak olgunlaşmış post-insanlar arasında olan geçişken varlıkları, başka bir deyişle, orta derecede geliştirilmiş insanları ifade eder. (Buna karşılık, transhümanist terimi, transhümanizmi benimseyen kişileri ifade eder.)

İnsanın varoluş biçiminin sınırlamaları o kadar içimize işlemiştir ve o kadar tanıdıktır ki çoğu zaman bunları fark etmeyiz ve sorgulayabilmek için neredeyse çocuksu bir saflık gerekir. Bunlar arasından kimi temel olanlarını ele alalım.

 

Yaşam süresi

İnsan ömrü, Pleistosen dönemindeki atalarımızın yaşadığı dengesiz koşullardan ötürü yetmiş-seksen yıl gibi kısa sürecek şekilde evrimleşti. Bu, birçok açıdan oldukça kısa bir süre. Kaplumbağalar bile bundan iyi durumda.

Sahip olduğumuz zamanın ne denli kısa olduğunu belirtmek için jeolojik veya kozmolojik karşılaştırmalara gerek bile yok. Çabuk ölme eğilimimiz nedeniyle önemli bir şeyleri kaçırıyor olabileceğimizi hissetmek için yalnızca daha çok zamanımız olsa yapmayı veya denemeyi değer bulduğumuz şeyleri düşünmemiz yeterli. Altmış yıllık bir yaşam, bahçıvanlar, eğitimciler, araştırmacılar, sanatçılar, şehir planlamacıları ile yaşamdaki kültürel ve politik olayları yalnızca izlemeyi veya bunların bir parçası olmayı sevenler için bile, arka arkaya birden fazla projenin sonlandığını görmek şöyle dursun, tek bir projenin bitişini görmek için bile yeteli değil.

İnsanların karakter gelişimi de yaşlanma ve ölümle yarıda kalıyor. Beethoven’ın ve Goethe’nin bugün hâlâ aramızda olsalar nasıl kişilere dönüşmüş olabileceklerini bir düşünün. Belki gençliklerindeki başarıları hakkında konuşmaktan başka bir şeyle ilgilenmeyen, katı ve somurtkan ihtiyarlara dönerlerdi. Ancak sağlıklarını ve gençlik enerjilerini koruyabilselerdi, belki de insan ve sanatçı olarak olgunlaşmayı sürdürür ve hayal dahi edemeyeceğimiz olgunluğa ulaşırlardı. Bugünkü bilgilerimizle bu olasılığı kesinlikle göz ardı edemeyiz. Bu nedenle, yukarıda sözü edilen insan uzayı dışında çok değerli şeyler olabileceğine ilişkin en azından ciddi bir olasılık bulunur. Bu, oraya ulaşıp bunu kendi gözlerimizle görmemiz için gereken araçların peşinden gitmemiz için geçerli bir nedendir.

 

Düşünsel Yetiler

Hepimizin biraz daha zeki olmayı dilediği anlar olmuştur. Kafatasımız içinde taşıdığımız bir buçuk kiloluk peynire benzer düşünme makinesi, kimi etkileyici numaralar yapabilir, ancak önemli yetersizlikleri de vardır. Bunların—örneğin süt almayı unutmak veya yetişkinlik döneminde öğrenilen bir dilde, ana dildeki gibi akıcı hale gelememek gibi—kimileri ortadadır ve üzerinde ayrıntılarıyla durmak gerekmez. Bu yetersizlikler rahatsızlık verici olmakla birlikte, insan gelişimindeki temel engeller sayılmaz. Öte yandan düşünsel aygıtımız, daha derin bir anlamda da düşünme etkinliklerimizi kısıtlar. Yukarıda bir şempanze benzetmesi yapmıştım: Maymunlarda olduğu gibi bizim düşünsel yapımız da koca bir anlayış ve zihinsel etkinlik düzeyine ulaşmamızı önlüyor olabilir. Buradaki konu herhangi mantıksal veya metafiziksel olanaksızlık değildir: Post-insanların Turing hesaplanabilir olmayacaklarını veya bizim dilimizdeki sonlu sayıda tümceyle ifade edilemeyecek fikirlere sahip olacaklarını ve buna benzer başka bir şeyi farz etmemiz gerekmez. Sözünü ettiğim olanaksızlık daha çok biz insanların 200 boyutlu hiper-küreleri aklımızda canlandıramamamıza veya Kongre Kütüphanesi’ndeki tüm kitapları okuyup tamamını aklımızda tutamamamıza benzer. Bunlar bizim için olanaksızdır, çünkü, basitçe ifade etmek gerekirse yeterli beyin gücüne sahip değiliz. Aynı şekilde, post-insan olmanın neye benzeyeceğini sezgisel olarak anlama veya post-insan ilgilerinin kapsamını grok‘lama yetimiz olmayabilir.

Dahası, insan beyinlerimiz, felsefi ve bilimsel gerçekleri keşfetme yetilerimizi kısıtlıyor da olabilir. Felsefi araştırmalarda, birçok geleneksel felsefi soruya ilişkin elle tutulur ve herkesçe kabul gören yanıtlara ulaşılamaması, bu tür araştırmalarda başarılı olabilecek denli zeki olmamamızdan kaynaklanıyor olabilir. Düşünsel sınırlamalarımız, bizi, elimizden gelenin yalnızca “gölgelerle,” yani insan beynine sığabilmesi için aşırı derecede basitleştirilmiş ifadelerle ilgili kuramlar oluşturmak olduğu Platoncu bir mağaraya hapsediyor olabilir.

 

Bedenin İşlevselliği

Aşı olarak doğal bağışıklık sistemimizi geliştiriyoruz; bizi hastalıklardan koruyacak veya bedenlerimizi isteklerimize göre şekillendirecek başka geliştirmeler olabileceği de düşünülebilir (örneğin bedenimizin metabolizma hızını kontrol etmemizi sağlamak gibi). Bu tür geliştirmeler yaşamımızın niteliğini artırabilir.

Hesaplamalı [bilgisayımsal] zihin görüşü doğru olduğu takdirdeyse, çok daha radikal bir yükseltme olanaklı hale gelebilir. Bu durumda belirli bir beyinde gerçekleşen ayrıntılı hesaplamalı süreçlerin bilgisayar ortamında oluşturulmasıyla insan zihnini bilgisayara yüklemek olanaklı olabilir.(4) Yükleme [İng. upload] olmanın, (yaşam süresine de pozitif etkisi olabilecek) yedek kopyalarınızın oluşturulması ve kendinizi ışık hızında iletebilme yetileri sağlaması gibi pek çok avantajı olabilir. Yüklemeler sanal gerçeklikte veya robotik bir aracıyı kontrol ederek doğrudan fiziksel gerçeklikte yaşayabilirler.

 

Duyu Biçimleri, Özel Yetiler ve Duyarlıklar

İnsanın mevcut duyusal biçimleri olanaklı tek biçimler değildir ve olabileceği denli gelişmiş olmadığı da açıktır. Kimi hayvanlar sonara, manyetik yönelime veya elektrik ve titreşim algılarına sahiptir; kimilerinin çok daha keskin bir koku hissi, görüş yeteneği vb vardır. Olanaklı duyusal biçimler, hayvanlar aleminde gördüklerimizle sınırlı da değildir. Sözgelimi, kızılaltı ışınımı görme yetisini, radyo sinyallerini algılama yetisini veya beyinlerimizi uygun radyo ileticilerine bağlayıp bir tür telepatik duyuya sahip olacak şekilde geliştirebilmenin önünde, büyük olasılıkla, temel bir engel bulunmaz.

İnsanlar, müzikten keyif almak ile espri anlayışı gibi kimi özel yetilere ve erotik uyaranlara karşı cinsel uyarılma yetisi gibi duyarlıklara da sahiptir. Burada da sahip olduklarımızın, olanaklar yelpazesinin tamamını oluşturduğunu düşünmek için hiçbir neden yoktur ve duyarlık ile tepki verme yetilerinin daha yüksek düzeyde olabileceği kesinlikle düşünülebilir.

 

Ruh Hali, Enerji ve Özdenetim

Tüm çabalarımıza karşın sıklıkla arzuladığımız denli esen hissetmeyi başaramıyoruz. Öznel esenlik hissimizin süreğen düzeyi büyük ölçüde genetik etmenlerce belirleniyor gibi görünüyor. Yaşamdaki olayların uzun vadede pek az etkisi var; talihimizdeki inişlerin ve çıkışların bizi ayağa kaldırdığı ve düşürdüğü oluyor ancak kişilerin kendilerinde algıladığı esenlik hissine uzun vadeli etkisi olan az şey var. Uzun süreli mutluluk, bu konuda ciddi bir role sahip; böyle bir mizaçla doğan şanslı kişiler dışında ulaşılması güç.

Genetik olarak belirlenen esenlik düzeyine mahkûm olmanın dışında, enerji, irade ve karakterimizi kendi ideallerimize göre şekillendirme yeteneği konularında da kısıtlıyız. Kilo verme veya sigarayı bırakma gibi “basit” hedefler bile birçokları için ulaşılmaz durumda.

Bu tür sorunların bir bölümü mevcut doğamız açısından rastlantısal değil gerekli olabilir. Örneğin, tüm alışkanlıklardan kolayca kurtulma ile istikrarlı, bırakması güç alışkanlıklar oluşturma yeteneklerine aynı anda sahip olamayız. (Bu anlamda elde edilebilecek en iyi şey başından kendi seçmediğimiz alışkanlıklardan kolayca kurtulma ve belki bir alışkanlığı ne zaman edineceğimize ve kırmak için ne kadar çaba harcayacağımıza hassaslıkla karar vermemizi sağlayan daha esnek bir alışkanlık edinme sistemi olabilir.)

 

3. TEMEL TRANSHÜMANİST DEĞER: POST-İNSAN ALEMİNİ KEŞFETMEK

Şu an düşleyemeyeceğimiz denli büyük değerler olduğu varsayımı, bu değerlerin mevcut eğilimlerimizle tanımlanmadığı anlamına gelmez. Örneğin, David Lewis’ın tarif ettiği gibi bir değer eğilimi kuramını ele alalım.(5) Lewis’ın kuramına göre bir şey yalnız ve ancak onu istiyorsanız, onunla ilgili tam olarak bilgiliyseniz, onun hakkında olabildiğince net bir şekilde düşünebiliyorsanız ve onu net bir şekilde tartabiliyorsanız sizin için değerlidir. Bu görüşe göre, hakkında tam olarak bilgi sahibi olmadığımızdan veya ideal düşünürler olmadığımızdan, şu an istemediğimiz ve hatta istemek de istemediğimiz değerler olabilir. Belirli post-insan varoluş biçimlerine ilişkin kimi değerler pekâlâ böyle olabilir; bunlar, şu an bizim değerlerimiz olabilir ve mevcut eğilimlerimizden kaynaklanıyor olabilir; ancak sınırlı akıl yürütme yeteneğimiz ve onlar hakkında tam olarak bilgi sahibi olmak için gereken kavrayış yetilerimizle onları tam olarak değerlendiremiyor olabiliriz. Bu nokta önemlidir, çünkü post-insan alemini keşfetmemiz gerektiğini ileri süren transhümanist görüşün mevcut değerlerimizden vazgeçmemizi gerektirmediğini gösterir. Post-insan değerleri, halihazırda sahip olduğumuz ancak henüz tam olarak kavrayamadığımız değerler olabilir. Transhümanizm, post-insanları, insanların üstünde tutmamız gerektiğini söylemeyi gerektirmez; bunun yerine insanlara değer vermenin doğru yolunun ideallerimizi gerçekleştirmek ve kimi ideallerimizin mevcut biyolojik oluşumumuz nedeniyle ulaşabileceğimiz varoluş biçimlerinin pekâlâ ötesinde kalıyor olabileceğini daha iyi anlamamızı sağlamak olduğunu söyler.

Biyolojik sınırlamalarımızın birçoğunun üstesinden gelebiliriz. Teknolojik güçlükler nedeniyle değil metafiziksel nedenlerle aşılması olanaksız kimi sınırlamalar olması da mümkündür. Bireysel kimliği oluşturan şeyin ne olduğuna ilişkin görüşlerimize bağlı olarak, kimi varoluş biçimleri, olanaklı olmakla birlikte, o türden bir varlık bizden, artık biz denemeyecek denli farklı olacağı için bizim için olanaklı olmayabilir. Bunlar, ölümden sonraki yaşamla ilgili teolojik tartışmalardan bilinen kaygılardır. Hıristiyan teolojisine göre, kimi ruhlar, bedensel yaratıklar olarak süreleri dolduktan sonra Tanrı tarafından Cennete alınır. Bu ruhlar, Cennete alınmadan önce, önceki birçok bedensel özelliklerini yitirdikleri bir saflaşma sürecinden geçerler. Kuşkucular, bu süreçten geçen bir zihnin mevcut zihne, ikisinin aynı kişi olarak nitelendirilebileceği denli benzeyeceğinden kuşku duyabilir. Benzer bir açmaz transhümanizmde de açığa çıkar: Post-insan varoluş biçimi insanınkinden radikal şekilde farklıysa, bir post-insana, insandan gelmiş olsa dahi insan olduğu haliyle aynı kişi olarak yaklaşılabileceğinden kuşku duyabiliriz.

Bununla birlikte dönüşüm sonrasında, kişinin öncesindekiyle aynı kişi olarak kalmasını olanaksız hale getirmeyecek birçok geliştirme de düşünebiliriz. Kişiler, bu süreç sırasında yok olmaksızın oldukça artırılmış yaşam süresine, zekâya, sağlığa, hafızaya ve duygusal duyarlılığa sahip olabilir. Bir kişinin düşünsel yaşantısı, aldığı eğitim sayesinde kökten değişebilir. Yaşam süresi, ölümcül bir hastalığının beklenmedik şekilde tedavi edilebilir hale gelmesiyle önemli ölçüde uzayabilir. Ancak bu gelişmeler, asıl kişinin yok oluşu olarak görülmez. Özellikle de bir kişinin yeteneklerini artıran müdahalelerin, beyin hasarı gibi azaltan müdahalelerden çok daha değerli olabileceği görülmektedir. En önemli anıları, etkinlikleri ve duyguları da dahil olmak üzere bir kişiyi mevcut kişi yapan şeylerin çoğu korunduğu takdirde, üzerine fazladan yetenekler eklemek bu kişinin ortadan kalkmasına kolay kolay neden olamaz.

Kişisel kimliğin korunması, özellikle de bu kavram dar anlamıyla kullanıldığında, en önemli nokta değildir. Kendimizden başka şeylere de değer verebiliriz veya kendimizin kimi yönleri varlığını sürdürdüğü ve geliştiği takdirde artık aynı kişi sayılamayacağımız denli çok yönümüzden vazgeçtiğimiz bir durumu yine de tatmin edici bulabiliriz. Hangi yönlerimizi isteyerek feda edebileceğimiz, seçeneklerin ne anlama geldiğini tam olarak anlayıncaya dek netleşmeyebilir. Post-insan aleminin dikkatli ve artımlı bir şekilde keşfedilmesi bu kavrayışı elde etme konusunda zorunlu olabilir, bununla birlikte birbirimizin deneyimlerinden ve kurgusal eserlerden yararlanmamız da olanaklı olabilir.

Dahası, post-insanlık, insanlık alternatifinden daha arzulanır yaşamlar sağladığı takdirde, gelecekteki kişilerin, insandansa post-insan olmalarını isteyebiliriz de. Böyle bir düşünce çizgisinden ulaşılabilecek nedenler, bizim kişisel olarak post-insan varlıklar olabileceğimiz varsayımına dayanmaz.

Transhümanizm, şimdiye dek ulaşılmaz olan değerler alanını keşfedebilmemiz için gelişim çabalarını teşvik eder. İnsan organizmalarının teknolojik olarak geliştirilmesi bu hedefe ulaşabilmek için elde etmeye çalışmamız gereken araçlardan biridir. Eğitim, felsefi düşünceler, ahlaki özirdeleme ve mükemmeliyetçi öğretileri olan Platon, Aristoteles ve Nietzsche gibi klasik felsefecilerin önerdiği başka benzer yöntemler veya Marx ve Martin Luther King gibi sosyal reformcuların aklında canlandırdığı gibi daha adil ve daha iyi bir toplumun yaratılışı gibi düşük teknolojili araçlarla başarılabilecekler sınırlıdır. Bu, bugün sahip olduğumuz araçlarla yapabileceklerimizin küçümsenmesi anlamına gelmez. Ancak transhümanistler son tahlilde daha da ileri gidilebileceğini umar.

 

4. TRANHÜMANİST PROJEYİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN GEREKEN TEMEL KOŞULLAR

Geniş vizyon bu şekildeyse, bunlar hareket tarzına ilişkin bir yol gösterici olarak benimsendiğinde elde edilen daha özel hedefler nelerdir? Transhümanist düşlerinin gerçekleştirilebilmesi için gerekenler post-insanlık alanına açılmayı sağlayacak teknolojik araçların, onları kullanmak isteyen kişilerce ulaşılabilir hale gelmesi ve toplumun, bu tür keşiflerin toplumun dokusuna kabul edilemez hasarlar verilmeden ve toplumu kabul edilemez varoluşsal risklere sokmadan gerçekleştirilebileceği bir şekilde düzenlenmesidir.

 

Küresel Güvenlik

Transhümanist projenin yürütülmesi sırasında faciaların ve aksaklıkların yaşanması (tıpkı transhümanist projenin peşine düşülmediği takdirde de olacağı gibi) kaçınılmaz olsa da ne pahasına olursa olsun kaçınılması gereken bir tür felaket söz konusudur:

Varoluşsal riskOlumsuz şekilde sonuçlanması, yeryüzü kökenli zeki yaşamı ortadan kaldıracak veya potansiyelini kalıcı ve şiddetli bir şekilde kısıtlayacak türden risklerdir.(6)

Yakın tarihli birkaç tartışmada, çeşitli varoluşsal risklerin toplam olasılığının oldukça dikkate değer olduğu ileri sürülmüştür.(7) Varoluşsal güvenlik koşulunun transhümanist vizyonla olan ilgisi açıktır: Soyumuzun tükenmesi durumunda veya gelişim potansiyelimizi kalıcı şekilde yok ettiğimiz takdirde, transhümanizmin temel değeri gerçekleştirilemeyecektir. Küresel güvenlik, transhümanist projenin en temel ve pazarlığa kapalı gerekliliğidir.

 

Teknolojik İlerleme

Transhümanist bakış açısından, teknolojik ilerlemelerin genel olarak arzulanır olduğu da apaçıktır. Biyolojik yetersizliklerimizin çoğunun (yaşlanma, hastalıklar, zayıf hafıza ve zayıf düşünsel yetiler, sınırlı bir duygu dağarcığı ve süreğen bir esenliğe ulaşma konusunda yetersizlik) üstesinden gelmek güçtür ve bunu gerçekleştirmek için gelişmiş araçlar gerekir. Bu araçları geliştirmek, türümüzün topluca sorun çözme yetileri karşısındaki muazzam bir güçlüktür. Teknolojik ilerleme, ekonomik gelişim yakından ilişkili olduğundan, ekonomik büyüme—daha doğrusu üretimin büyümesi—kimi durumlarda teknolojik ilerlemenin bir göstergesi olarak kullanılabilir. (Üretimin büyümesi, kuşkusuz, adil dağılım, ekolojik çeşitlilik ve insan ilişkilerinin niteliği gibi etmenleri içermediğinden ilgili türden teknolojik ilerlemenin ve dolayısıyla genel ilerlemenin de eksik bir ölçüsüdür.)

Ekonomik ve teknolojik gelişimler tarihine ve beraberinde getirdiği uygarlığın gelişimine, haklı olarak huşu içerisinde insanlığın en görkemli başarısı olarak bakılır. Geçtiğimiz birkaç bin yıl boyunca gerçekleştirilen iyileştirmelerin yavaşça birikimi sayesinde insanlığın geniş kitleleri cehaletten, yirmi yıllık beklenen yaşam süresinden, endişe verici düzeydeki çocuk ölümü oranlarından, hafifletici hiçbir olanağın olmadığı korkunç hastalıklardan ve düzenli kıtlıklar ile susuzluktan kurtulmuştur. Teknoloji, bu bağlamda yalnızca birtakım cihazları değil, araçsal olarak yararlı, bilinçli olarak yaratılmış tüm nesneleri ve sistemleri kapsar. Bu geniş tanım, çift giriş yanlı kayıt yöntemi, bilimsel akran denetimi, yasal sistemler ve uygulamalı bilimler gibi uygulamaları ve kurumları da kapsar.

 

Yaygın Erişim

Post-insanlık aleminin yalnızca bir kişi tarafından keşfedilmesi yeterli değildir. Temel transhümanist değer, ideal durumda Transhüman olma fırsatına herkesin erişebilmesini gerektirir. Post-insan olma fırsatının yalnızca küçük bir elit grubun elinde olması yetersizdir.

Yaygın erişimi desteklemek için birçok neden bulunur: eşitsizliği azaltma; bunun daha adil bir düzenleme olması; türdeşimiz insanlara karşı dayanışma ve saygıyı ifade etmek; transhümanist projeye destek kazanmak; post-insan olma fırsatına erişme olasılığınızı artırmak; sevdiklerinizin post-insan olabilme olasılığını artırmak; post-insan aleminin keşfedilen bölümünü artırma olasılığı; insanlığın acılarını olabildiğince geniş ölçekte hafifletmek.

Yaygın erişim gerekliliği, transhümanist vizyonun ahlaki zorunluluğunun temelini oluşturur. Yaygın erişimle, ilerlemenin yavaşlatılması savunulmaz. Tam tersine, öteki etmenler aynı kalmak koşuluyla, olabildiğince hızlı ilerlemeye ilişkin bir savdır. Gezegenimizde her gün 150.000 insan post-insana dönüşmeyi olanaklı kılacak beklenen geliştirme teknolojilerine ulaşma fırsatı bulamadan ölmekte. Bu teknolojiler ne denli hızlı geliştirilirse, o denli az insan bunlara erişme fırsatı bulamadan ölmüş olacak.

Şöyle bir seçimin söz konusu olduğu varsayımsal bir durumu ele alalım: (a) Mevcut insan nüfusunun varoluşunu sürdürmesine izin vermek ile (b) tüm nüfusun aniden ve acısızca öldürülüp, yerine onlara oldukça benzeyen ama birebir aynı olmayan altı milyar yeni insanın geçirilmesi. Böyle bir değişime ahlaki açıdan güçlü bir direnç gösterilmesi gerekir, çünkü altı milyar insanın istemsizce ölümüne yol açar. Onların yerine, yeni yaratılmış, onlara benzer altı milyar insanın geçirilecek olması bu değişimi kabul edilebilir hale getirmez. İnsanlar vazgeçilebilir değildir. Benzer nedenlerle, var olan nüfusa yalnızca yeni bir post-insan topluluğu eklenmesi (veya daha kötüsü nüfusun yerine geçirilmesi) yerine, post-insana dönüşme fırsatının olabildiğince çok kişiye sağlanması önemlidir. Transhümanist ideal, ancak teknolojilerin sağlayacağı yarar yaygın olarak ve olabildiğince çabuk, tercihen kendi yaşam süremiz içinde sağlandığı takdirde azami ölçüde gerçekleşmiş olacaktır.

 

5. TÜRETİLMİŞ DEĞERLER

Bu özel gerekliliklerden, transhümanist vizyonu uygulamaya dönüştüren birkaç transhümanist değer ortaya çıkar. (Bu değerlerin bir bölümünün bunlardan bağımsız gerekçeleri de olabilir ve transhümanist görüş, aşağıda verilen değerler listesinin eksiksiz olduğu anlamına gelmez.)

Öncelikle, transhümanistler karakteristik olarak bireysel özgürlüğü ve geliştirme teknolojileri alanında bireysel seçimleri önemser. İnsanların kendi kusursuzluk veya iyileşme fikirlerinin içeriği büyük farklılıklar sergiler. Kimileri bir yönde, kimileri başka bir yönde gelişmeyi, kimileriyse oldukları yerde kalmayı tercih eder. Birileri tarafından hepimizin uymak zorunda olduğu tek bir standardın dayatılması ahlaki açıdan kabul edilemez olacaktır. İnsanların, eğer kullanacaklarsa, hangi geliştirme teknolojilerini kullanacaklarını belirleme hakları olması gerekir. Bu genel ilkenin bireylerin seçimlerinin başkaları üzerinde büyük etkileri olduğu durumlarda da kısıtlanması gerekmez, ancak birinin, başka birilerinin teknolojiyi kullanarak kendilerini değiştirmesinden yalnızca tiksinmesi veya bunu ahlaki açıdan bir hakaret olarak görmesi zorlayıcı müdahaleler için geçerli bir dayanak sağlamaz. Dahası, daha iyi insanlar yaratmak için girişilen merkezi planlama çabalarının kötü sicili (örneğin öjenik hareketi ve Sovyet totalitarizmi gibi), insana müdahale konusunda topluca karar verme konusunda dikkatli olmamız gerektiğini göstermektedir.

Öteki bir transhümanist öncelik de, kendimizi nereye yöneldiğimiz konusunda bilgili kararlar verebileceğimiz bir konuma getirmektir. Post-insanlığa geçişi gerçekleştirmeye çalıştığımız sırada olabildiğince fazla bilgiye sahip olmamız gerekecek. Transhümanistler, bireysel ve toplu anlayış yetilerimizdeki gelişimlere ve sorumlu kararlar alma ile uygulama becerilerimize büyük bir değer verirler. Bilimsel araştırmalar, kamusal müzakereler ile geleceğe, bilgi pazarlarına (8) ve bilginin işbirliği içerisinde süzülmesine ilişkin açık tartışmalar gibi yöntemlerle, topluca daha zeki ve daha bilgili hale gelebiliriz.(9) Bireysel düzeydeyse eğitimden, eleştirel düşünmeden, açık fikirlilikten, araştırma yöntemlerinden, bilgi teknolojilerinden, hatta hafıza veya dikkat artırıcı ilaçlardan ve başka düşünsel gelişim teknolojilerinden yararlanabiliriz. Sorumlu kararları uygulama becerimiz, yasaların egemenliğinin ve demokrasinin uluslararası düzlemde yaygınlaştırılmasıyla iyileştirilebilir. Ek olarak, yapay zekâ, özellikle de insan eşdeğeri veya üstü düzeye ulaştığı takdirde bu bilgi ve bilgelik arayışımızda ciddi bir atılım yapmamızı sağlayabilir.

Mevcut bilgilerimizin sınırları göz önünde bulundurulduğunda, epistemik çekincelerin yanısıra ulaşılabilir bilgiler arttıkça mevcut kabullerimizi yeniden değerlendirmeye sürekli hazır olmak yerinde olur. Eski alışkanlıklarımızın ve inançlarımızın, yeni koşullar içerisindeki hareketimiz için yeterli olacağını farz edemeyiz.

Küresel güvenlik, uluslararası barışın ve işbirliğinin desteklenmesi ve kitle imha silahlarının artışına şiddetle karşı koyarak artırılabilir. Gözetleme teknolojilerindeki gelişimler, yasadışı silah programlarının saptanmasını kolaylaştırabilir. Çeşitli varoluşsal risklere karşı başka güvenlik önlemleri almak da yerinde olacaktır. Bu tür riskler konusunda gerçekleştirilecek araştırmalar, insanlığın gelişimini riske atacak uzun vadeli tehditler ve bunların düşürülmesi için yapılabilecekler konusunda daha iyi bir anlayışa ulaşmamızı sağlayacaktır.

Teknolojik gelişmeler transhümanist vizyonu gerçekleştirmek için gerekli olduğundan, girişimcilik, bilim ve mühendislik ruhunun desteklenmesi gerekir. Transhümanistler, daha genel olarak, karşılaşılan güçlüklere karşı yararcı bir tavrın yanısıra deneyimden iyi sonuçlar verdiği bilinen yöntemlerle birlikte yapıcı çözüm yöntemlerini tercih eder. Oturup yakınmaktansa, “bir şey yapmak” üzere harekete geçmenin daha doğru olduğunu düşünür. Bu, transhümanizmin iyimser yönlerinden biridir. (Bu, başarı konusunda şişirilmiş inançlar gütmek veya mevcut yapının yetersizliklerine ilişkin Panglosçu bahaneler üretmek anlamında bir iyimserlik değildir.)

Transhümanizm, yapay zekâların, insanların ve tüm insan olmayan hayvanların (varsa dünya dışı türler de dahil olmak üzere) tüm bilinç sahibi varlıkların esenliğini savunur. Irkçılık, cinsiyetçilik, türcülük, savaş sever milletçilik ve din temelli hoşgörüsüzlük kabul edilemezdir. Transhümanizmin bu konuda, bu tür uygulamaları sakıncalı bulan geleneksel yaklaşımlara ek olarak kendisine özgü güdülenmeleri vardır. İnsan türünün farklı yönlere dallanmaya başlayacağı zamana hazırlık olarak bizden farklı bir yapıya sahip bilinçli varlıkların kapsanacağı bir ahlak anlayışının geliştirilmesini daha şimdiden desteklemeye başlamamız gerekmektedir.

Son olarak, transhümanizm, hayat kurtarmanın ahlaki ivediliğini, veya daha kesin bir dille ifade etmek gerekirse, yaşanmaya değer hayatlar süren kişilerin istemsiz ölümlerinin önlenmesi gerektiğini vurgular. Gelişmiş ülkelerdeki başlıca ölüm nedeni yaşlılıktır. Yaşlılık aynı zamanda hastalıkların, engelliliğin ve bunamanın da başlıca nedenidir. (Yaşam beklentisi, tüm kalp ve kanser hastalıkları çözülse bile ancak altı veya yedi yıl uzayacaktır.) Bu nedenle, yaşlanma karşıtı ilaçlar, transhümanist öncelikler içerisinde anahtar işlevi görenlerden biridir. Buradaki amaç, kuşkusuz, ömrün sonuna solum cihazı bağlı şekilde geçirilecek birkaç yıl daha eklemek değil, insanların etkin olduğu sağlıklı yaşam süresini radikal ölçüde uzatmaktır.

Yaşlanmayı durdurmaktan veya tersine çevirmekten henüz uzak olduğumuz için, ölülerin kriyonik olarak dondurulması, mümkün olan en kısa süre içerisinde isteyen herkesin ulaşabileceği bir hale getirilmelidir. Gelecekte elde edilecek teknolojilerin kriyonik olarak dondurulan kişilerin yeniden canlandırılabilmesini sağlama olasılığı bulunmaktadır.(10) Kriyonik dondurmanın, düşük olasılıklı olsa bile, ölülerin yakılmasından veya gömülmesinden daha umut verici olduğu açıktır.

Tartıştığımız transhümanist değerler Tablo 2’de özetlemiştir.

TRANSHÜMANİST DEĞERLER TABLOSU
Temel Değer
• Transhüman ve post-insan alemlerini keşfetme fırsatına sahip olma
Temel Koşullar
• Küresel Güvenlik
• Teknolojik ilerleme
• Yaygın erişim
Türetilmiş Değerler
• “Doğaya müdahale etmenin” yanlış bir tarafı yoktur; kibir fikri reddedilir
• Gelişim teknolojilerinin kullanımında bireysel tercihler
• Barış, uluslararası işbirliği, kitle imha silahlarının yaygınlaşması karşıtlığı
• Anlayışın iyileştirilmesi (araştırmaların ve kamusal tartışmaların teşviki; eleştirel düşünme; açık fikirlilik; bilimsel sorgulama; geleceğe ait açık tartışmalar)
• Daha zeki olmak (bireysel olarak; topluca; ve makine zekâsının geliştirilmesi)
• Felsefi yanlışlanabilirlik; ilerledikçe kabullerin yeniden gözden geçirilmesine istekli olmak
• Yararcılık; mühendislik-ve-girişimcilik-ruhu; bilim
• Çeşitlilik (türler, ırklar, dini inançlar, cinsel yönelimler, yaşam tarzları vesaire)
• Tüm bilinçlerin esenliğini düşünmek
• Yaşamları kurtarmak (yaşamın uzatılması, yaşlanma karşıtı araştırmalar ve kriyonik)
Şekil 2. Transhümanist Değerler Tablosu

 

NOTLAR

1. Bostrom ve ark. 1999; Bostrom 2003. geri=>

2. Ettinger 1964; Hughes 2001 geri=>

3. Bostrom 2002. geri=>

4. Drexler 1986; Moravec 1989. geri=>

5. Lewis 1989. geri=>

6. Bostrom 2002. geri=>

7. Leslie 1996; Bostrom 2002; Rees 2003. geri=>

8. Hanson 1995. geri=>

9. Chislenko 1997. geri=>

10. Ettinger 1964; Drexler 1986; Merkle 1994. geri=>

*Sıklıkla birbirine karıştırılan kriyojenik [İng. cryogenics] ile kriyonik [İng. cryonics] sözcüklerinden ilki maddenin düşük sıcaklıklardaki davranışının incelendiği bilim dalıyken, ikincisi canlı organizmaların sonradan hayata döndürülmek üzere dondurulmasını ifade eder—çn. geri=>

 

KAYNAKÇA

Bostrom, N. 2002. “Existential Risks: Analyzing Human Extinction Scenarios and Related Hazards.” Journal of Evolution and Technology, 9.
URL: http://www.nickbostrom.com/existential/risks.pdf
URL: //bilimvesaire.com/2017/11/felsefe/varolussal-riskler/

–––––2003. “Human Genetic Enhancements: A Transhumanist Perspective.” Journal of Value Inquiry.
URL: https://nickbostrom.com/ethics/genetic.html

Bostrom, N., ve ark. 1999. The Transhumanist FAQ.
URL: http://www.transhumanism.org/resources/faq.html

Chislenko, A. 1997. Automated Collaborative Filtering and Semantic Transports. URL: http://www.lucifer.com/%7Esasha/articles/ACF.html

Drexler, K. E. 1986. Engines of Creation: The Coming Era of Nanotechnology. New York: Anchor Books.

Ettinger, R. 1964. The Prospect of Immortality. New York: Doubleday.

Hanson, R. 1995. “Could Gambling Save Science? Encouraging an Honest Consensus.” Social Epistemology, 9:1: 3–33.
URL: https://mason.gmu.edu/~rhanson/gamble.html

Hughes, J. 2001. “The Future of Death: Cryonics and the Telos of Liberal Individualism.” Journal of Evolution and Technology, 6.

Leslie, J. 1996. The End of the World: The Science and Ethics of Human Extinction. London: Routledge.

Lewis, D. 1989. “Dispositional Theories of Value.” Proceedings of the Aristotelian Society Supp., 63: 113–37.

Merkle, R. 1994. “The Molecular Repair of the Brain.” Cryonics, 15 (1 ve 2).

Moravec, H. 1989. Mind Children. Cambridge, Mass.: Harvard University Press.

Rees, M. 2003. Our Final Hour: A Scientist’s Warning. New York: Basic Books.

 

-oOo-