Edward Page Mitchell’dan “Kristal Adam”

 

Bir sonraki bölüm ►

 

KRİSTAL ADAM

 

I

6 Kasım 1879 yılında, eski su deposunun bulunduğu dik sokaklardan birinden Beşinci Cadde’ye hızla dönerken diğer taraftan gelen bir kişiyle çarpıştım.

Bu köşe zifirî karanlıktı. Çarpışma onuruna eriştiğim kişiye ait hiçbir şey görememiştim. Yine de, tümevarıma alışkın hızlı bir akıl sayesinde, henüz çarpışmanın şokunu üzerimden atamadan kendisi hakkında pek çok iyi-tanımlanmış olguya ulaşabildim.

Olguların bir kısmı şu şekildeydi: Benden daha ağır bir adamdı, ayakları yere iyi basıyordu; ancak benden tam olarak üç buçuk inç kısaydı. İpekten bir şapka takmış, yünlü bir kumaştan ağır bir pelerin giyiyor ve ayağında lastik koruyucular veya kar çizmeleri bulunuyordu. Otuz beş yaşlarındaydı; Amerika doğumluydu, ancak Almanya’da, ya Heidelberg’de ya da Freiburg’da eğitim görmüştü; sabırsız, insanlara karşı düşünceli veya nazik olmayan bir karakteri vardı. Toplumla barışık bir kişi değildi: Hayatı veya o an peşinde olduğu şey hakkında gizli kalmasını istediği bir şeyler vardı.

Tüm bunları, bu yabancıyı görememiş olduğum ve ağzından yalnızca tek hece çıkmış olduğu halde nasıl mı bilebiliyorum? Pekâlâ; benden daha tıknaz olduğunu ve yere sağlam bastığını biliyorum, çünkü çarpışmada gerileyen o değil, ben oldum. Kendisinden üç buçuk inç daha uzun olduğumu biliyorum, çünkü burnumun ucu, şapkasının sert, sivri siperliği yüzünden hâlâ sızlıyordu. İstemsizce kaldırdığım elim, pelerininin kenarına değdi. Lastik ayakkabılar giyiyordu, çünkü bir tek adım sesi bile duymadım. Dikkatli bir dinleyici için, kişinin yaşına ait göstergeler, göz için yüzde bulunan çizgiler kadar açıktır. Sakarlığımın onu sinirlendirdiği ilk anda, ağzından, böyle bir zamanda bir Alman’dan başka kimsenin kullanmayacağı bir kelime olan “Ox!” [Alm. Öküz] kelimesi kaçtı. Diğer taraftan gırtlaksı telaffuzu, bana konuşanın Amerikalı bir Alman olduğunu işaret ediyordu, Almanyalı bir Amerikan değil; dahası Almanya’daki eğitimini Main Nehri’nin güneyinde almış olmalıydı. Ayrıca, bu yüksek öğrenim görmüş beyefendinin ses tonunda bir öfke ifadesi vardı. Beyefendinin acelesi olmadığı, bunun yerine herhangi bir sebeple tanınmak istemediği sonucuna, benim nazik özrümü dinledikten sonra yere eğilip şemsiyemi alıp bana uzatmasından ve yaklaştığı kadar sessiz bir şekilde uzaklaşmasından vardım.

Mümkün olan her durumda sonuçlarımı doğrulamaya gayret ederim. Bu nedenle sokağa geri döndüm ve yabancıyı blok boyunca bir sokak lambasının yanına kadar izledim. Aramızdaki mesafe kesinlikle beş saniyeden fazla açılmış olamazdı. Yol boyunca hiçbir binanın kapısı açılıp kapanmadı. Ama yine de, lambanın ışığına ulaştığımda tam karşımda olmuş olması gereken kişi ortada yoktu. Ne kendisi ne de gölgesi görünüyordu.

Bir sonraki lambaya yürüyebildiğim kadar hızlı yürüyerek ilerledim; altına gelince durdum ve dinledim. Görünüşe bakılırsa sokak tamamen boştu. Sarı alevin ışıkları karanlığın içerisine doğru pek az ilerleyebiliyordu. Diğer taraftan cadde lambasına bakan kahverengi evin basamakları ve girişi yeterince aydınlıktı. Kapının üzerinde bulunan yaldızlı şekiller belirgindi. Bu evi hatırlamıştım, numarası tanıdıktı. Gaz ışığı altında dikilip, beklerken, bu basamaklarda çok zayıf bir ses ve kilit içerisinde dönen anahtarın sesini duydum. Binanın giriş kapısı yavaşça açıldı ve ardından tüm sokakta yankılanan şekilde çarparak kapandı. Hemen ardından evin içerisinde bir kapının açılıp kapanma sesi duyuldu. Dışarı kimse çıkmadı. Ve eğer en fazla on fit ötemde aydınlıkta gerçekleşen bir olay için gözlerime güvenebilirsem, içeri de kimse girmedi.

Tümevarım sürecinin tam olarak uygulanabilmesi için yeterli veri olmadığına kanaat getirerek, uzunca bir süre bu tuhaf olayın mantığıyla ilgili tahminler yürüterek dikildim. Neredeyse korkuya eşdeğer olan, açıklanamayana ait belirsiz bit duygu hissediyordum. Arka kaldırımda ayak sesleri duymak rahatlatıcıydı; arkama döndüğümde, siyah sopasını sallayarak beni izleyen bir polis memuruyla karşılaştım.

 

-ooo-

 

Bir sonraki bölüm ►

 

Yazan: Edward Page Mitchell
Orijinal adı: The Crystal Man
The Sun, 30.01.1881

 

Yorumlar