Bir zamanda yolculuk klasiği: ‘Project Mastodon’ (Clifford D. Simak)

 

◄ Bir önceki bölüm Bir sonraki bölüm ►

 

Bölüm VII

General, ofisinde yalnız ve kafası iki elinin arasında oturuyordu. “Ahmaklar,” diye düşündü, “kahrolası, kaz kafalı ahmaklar!” Neden olayları kendisi kadar açık bir şekilde anlayamıyorlardı ki?

Mamut Projesinin yöneticisi olarak, on beş yıl boyunca gecesi gündüzü onunla geçmişti ve tüm olanakları, sanki gerçeklermiş gibi açıkça görebiliyordu. Üstelik yalnızca askeri olanakları değil; elbette asker olduğu için doğal olarak ilk önce bunları düşünmüştü.

Potansiyel düşmanların kalelerinin tam ortasında yer alan gizli üsler örneğin—içinde, ama zaman içerisinde yüzyıllarca uzakta. Yüzyıllarca uzakta, ama saniyelerce yakın…

Her şeyi canlandırabiliyordu: Filoların, boşlukta cisimleşmesini; hızlı, yıkıcı darbelerini ve geçmişin korunaklılığına aniden çekilişlerini. Müthiş bir yıkım, ancak bir tek adam veya gemi kaybı yaşanmaksızın.

Elbette şu vardı ki, eğer bu üslere sahipseniz, darbeyi indirmeye ihtiyacınız olmazdı. Üslere sahipseniz ve düşmanınızın bunu öğrenmesini de sağladıysanız, asla bir provokasyon meydana gelmezdi.

Ayrıca ülke içerisinde de etkili hava saldırısı barınaklarınız olurdu. Nüfusunuzu, başka bir mekâna değil, başka bir zamana tahliye edebilirdiniz. Her tür bombardımana karşı mutlak bir savunmanız olurdu—fizyon, füzyon, bakteriyolojik ve laboratuvarların stoklarında daha ne varsa.

Ve eğer olabilecek en kötü şey gerçekleşirse—ki böyle bir hazırlıkla asla gerçekleşmeyecektir—düşmana boş, yıkık şehirler ile ölümcül serpintiyle kaplanmış araziler bırakarak, bütün bir halkın kaçabileceği bir yeriniz bulunurdu.

Sığınma—Hudson, on beş yıl önce, o zamanki dışişleri bakanına bunu önermişti—ve o salak da bunu hakaret olarak kabul edip Hudson’u dışarı attırmıştı.

Ayrıca, eğer savaş çıkmazsa da, tüm o yaşam alanını ve sonsuz yeni olanakları bir düşünün—bakir bir dünyada, eski düşmanlıklardan sıyrılıp, yeni fikirlerin yeşerebileceği bir ortamda barış içinde yaşamak bunlardan yalnızca biri.

Zamanda geri giden o üçünün nerede olabileceklerini düşündü. Ölmüşlerdi belki. Üzerlerinden bir mamut geçmiş olabilirdi. Veya kaplanlar tarafından avlanmış olabilirlerdi. Ya da belki savaşçı kabileler işlerini bitirmişti. Hayır; o dönemde bunların olmadığını sürekli unutuyordu. Veya zamanda bir yerlerde mahsur kalmış, geri dönme imkânı olmadan, yabancı bir zamanda sürgünde olabilirlerdi. Ya da belki, diye düşündü, basitçe tiksinmişlerdi. Ve eğer öyleyse, onları suçlayamazdı.

Ya da belki—hadi biraz hayalperest olalım—Winconsin’deki çiftlik dışında bir yerden gizlice yerleşimciler taşıyarak, olduklarını iddia ettikleri devleti gerçekten kurmaya çalışıyorlardı.

Yakın zamanda günümüze dönmedikleri takdirde Mamut Projesi bitirilecekti. Araştırma programı şimdiden durdurulmuştu ve kısa zamanda bir şeyler olmazsa, Wisconsin çiftliği üzerindeki gözetleme işi de sona erdirilecekti.

“Ve eğer bunu yaparlarsa,” dedi General, “ne yapacağımı biliyorum.”

Ayağa kalktı ve odanın içinde yürüdü.

“Tanrı şahidimdir ki,” dedi, “onlara göstereceğim.”

 

-ooo-

 

◄ Bir önceki bölüm Bir sonraki bölüm ►