Bir zamanda yolculuk klasiği: ‘Project Mastodon’ (Clifford D. Simak)

 

◄ Bir önceki bölüm Bir sonraki bölüm ►

 

Bölüm VI

Helikopter bir daha uçamayacaktı; ancak zaman birimi sağlamdı.

Bu çalışacağı anlamına gelmiyordu.

Kamp yerinde bir toplantı düzenlediler. Kampın yerini değiştirmenin, ihtiyar Buster’ın bedenini uzaklaştırmaktan daha kolay olacağına karar verdiler. Böylece, yaşlı mamutu helikopterin üzerine doğru yayılmış bir halde bırakarak, şafak vaktinde hareket ettiler.

Biliyorlardı ki, kemikleri bir iki gün içinde leşçil kuşlar, ufak kediler, kurtlar ve daha küçük görünmeyen havyanlar tarafından tertemiz sıyrılacaktı.

Zaman birimini helikopterden çıkarmak yorucu bir işti, fakat en sonunda başarmışlardı ve Adams şimdi kucağında zaman birimiyle oturuyordu.

“En kötü tarafıysa,” demişti diğerlerine, ” onu test edemiyor olmam. Bunun bir yolu yok. Düğmesine basıyorsun, çalışıyor ya da çalışmıyor. Deneyene kadar ne olacağını bilemiyorsun.”

“Bu konuda yapabileceğimiz bir şey yok,” dedi Cooper. “Bence sorun, pervaneli kuş olmadan bunu nasıl kullanacağımız.”

“Yukarı yükselmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor,” dedi Adams. “Yirminci yüzyıla gidip, toprağın altı fit altında belirme riskini alamayız.”

“Genel kanıya göre, buradayken daha yüksekte olmamız gerekiyor,” diye belirtti Hudson. “Bu tepeler Jura devrinden beri buradalar. Büyük ihtimalle önceden daha yüksektiler ve zamanla aşındılar. Bu aşınma hâlâ devam ediyor olabilir. Dolayısıyla, burada, yirminci yüzyıldakinden daha yüksekte bulunuyor olmalıyız — çok değil belki ama daha yüksek.”

Cooper “Altimetrenin kaç gösterdiğine dikkat oldu mu?” diye sordu.

“Ben etmedim sanırım,” diye itiraf etti Adams.

“İşe yaramazdı zaten,” diye belirtti Hudson. “Yalnızca önceki ve şimdiki yüksekliği gösterirdi—ama biz hareket ediyorduk, hatırlayın—ya hava boşlukları, göreli atmosfer yoğunluğu ve diğer şeyler ne olacak?”

Cooper, Hudson’un olduğunu düşündüğü kadar bezmiş hissediyordu.

“Peki şuna ne dersiniz?” dedi Adams. “On iki fit yüksekliğinde bir platform inşa edelim. Bu hem bizi kurtaracak kadar yüksek olur, hem de yine de birimin güç-alanı içerisinde kalır.”

“Peki ya burada iki fit daha yüksekteysek?” dedi Hudson.

“On dört filik bir düşüş insanı öldürmez; eğer çok talihsizlik biri değilse.”

“Kemiklerini kırabilir ama.”

“Evet, kemik kırılabilir. Burada kalmayı mı tercih edersin yoksa bacağının kırılması riskini almayı mı?”

“Tamam, bu şekilde söyleyince… Platform diyorsun. Ne platformu?”

“Kereste… Burada bolca var. Yalnızca gidip biraz kütük kesmemiz gerekiyor.”

“On iki fitlik bir kütük çok ağır olur. O kadar ağır bir kütüğü tepenin üzerine nasıl çıkaracağız?”

“Sürükleriz.”

“Sürüklemeye çalışırız demek istiyorsun.”

Adams bir an düşündükten sonra “belki bir araba yapabiliriz,” dedi.

“Arabayı neyle yapacağız?”

“Silindirler kullanabiliriz belki. Birkaç tane keseriz ve kütükleri onların üzerinden yuvarlayarak çıkarırız.”

“Bu sadece düz zeminde işe yarar,” dedi Hudson. “Kütükleri yokuş yukarı silidirler üzerinde sürükleyemeyiz. Aksi tarafa çeker. Bu şekilde biri ölebilir.”

Cooper, “zaten kütüklerin on iki fitten daha uzun olması gerekir,” diyerek araya girdi. “Onları yerdeki oyuklara yerleştirmemiz gerekir, bu da boydan kaybetmemize neden olur.”

Hudson, “Neden tripod ilkesini kullanmıyoruz?” diye öneride bulundu. “Üç kütüğü tepelerinden bağlayıp kaldırabiliriz.”

“Bu dediğin tek direkli vinç; ilkel bir vinç türü. Bu durumda yine on iki fitten uzun olmaları gerekir. Belki on beş, on altı fit… Ayrıca üç tane on altı fitlik kütüğü nasıl kaldıracağız? Uygun ağırlık ve palangaya ihtiyacımız olur.”

“Bir şey daha var,” dedi Cooper. “O kütüklerin bir kısmı, güç-alanının etkin bölgesinin dışında kalabilir. Bir parçaları zaman içinde hareket etmek zorunda kalacaktı—kalır demek istiyorum—ve bir parçaları ise edemeyecek. Bu bir gerilim yaratır…”

Hudson, “Kütüklerle seyahat etmemizle ilgili bir şey daha var,” dedi Hudson. “Ben başka bir zamanda, etrafımda uçuşan kütüklerle belirmek istemem.”

“Üzülmeyin,” dedi Adams. “Birim belki zaten çalışmayacak.”

 

-ooo-

 

◄ Bir önceki bölüm Bir sonraki bölüm ►