Bir Zamanda Yolculuk Öyküsü: ‘Kendi Çizme Kayışlarından’ (Robert A. Heinlein)

 

◄ Bir önceki bölüm Bir sonraki bölüm ►

 

XI

Diğer tarafa vardığında Geçit Salonunda kimse yoktu. Hızlıca kontrol kutusunun arkasındaki kapıya doğru gitti; oraya vardığı anda “Hadi gel. Halletmemiz gereken işler var,” dendiğini duydu. İki siluet, koridor boyunca uzaklaşıyordu. Onları tanıyarak aniden durdu.

Bundan ucuz kurtuldum, dedi kendi kendine; Tamamen uzaklaşana kadar beklemem gerekiyor. Etrafta gizlenebileceği bir yer aradı, fakat kontrol kutusundan başka bir şey göremedi. Bu işe yaramazdı; geri dönüyorlardı. Yine de—

Aklında belli belirsiz bir plan oluşmaya başlarken kontrol kutusuna girdi. Eğer kontrolleri kullanmayı becerebilirse, Geçit ona ihtiyacı olan fırsatı sağlayacaktı. Öncelikle ekran işlevi gören cihazı açması gerekiyordu. Diktor’un onu açmak için uzandığını hatırladığı yerleri yokladı. Bir kibrit arayarak elini cebine soktu.

Bunun yerine cebinden bir kâğıt parçası çıktı. Bu Diktor’un ona verdiği listeydi; üzerinde yirminci yüzyıldan almasını istediği şeyler yazıyordu. Şu ana kadar bunları inceleyecek bir fırsatı olmamıştı.

Okurken kaşları yukarı kalkarak alnı kırıştı. Tuhaf bir liste olduğuna kanaat getirdi. Bilinçdışında listenin hep teknik referans kitapları, modern cihazlardan seçmeler, silahlar içereceğini düşünmüştü. Bu çeşit hiçbir şey yoktu. Listeye ait yine de akıl dışı bir mantık vardı. Gerçi Dİktor, buradaki insanları kendisinden daha iyi tanıyordu. Belki de bunlar tam olarak ihtiyaç duyduğu şeylerdi.

Planlarını, Geçidi kullanabileceğini düşünerek değiştirdi. Geriye bir seyahat daha gerçekleştirip, Diktor’un listede istediği şeyleri almaya karar verdi—ama kendisi için, Diktor için değil. Kontrol kabininin yarı karanlığında debelenerek, el yordamıyla ekranın düğmesini aradı. Eli yumuşak bir kütleye değdi. Bunu tuttu ve dışarı doğru çekti.

Çektiği şey şapkasıydı.

Şapkayı taktı ve bir taraftan herhalde onu oraya Diktor’un saklamış olduğunu düşünerek tekrar uzandı. Bu sefer de küçük bir not defteri buldu. Değerli bir şey bulmuş gibi hissetti—büyük ihtimalle kontrollerin kullanımıyla ilgili Diktor’un kendi notlarıydı. Büyük bir hevesle defteri açtı.

Umduğu şey değildi. Ama gerçekten sayfalarca el yazısı notlar içeriyordu. Her sayfada üç sütun vardı; ilki İngilizce, ikincisi uluslararası fonetik sembolleri, üçüncüsüyse tamamen yabancı yazılardan oluşmuştu. Bunun bir tür sözlük olduğunu anlamak için pek de fazla kafa yorması gerekmedi. Gevrek gevrek sırıtarak defteri cebine yerleştirdi; Diktor’un iki dil arasındaki bağlantıyı keşfetmesi aylar hatta yıllar almış olabilirdi. Kendisiyse, bu konuda Diktor’un omuzları üzerinde yükselecekti.

Üçüncü denemesinde gerekli kontrolü buldu ve ekran aydınlandı. İçinde iki kişinin bulunduğu kendi odasına bakarken, daha önce de hissettiği merakla karışık tedirginlik duygusunu tekrar hissetti. Bu sahneye bir kez daha dahil olmak istemiyordu; bundan emindi. Dikkatlice renkli bilyelerden birine dokundu.

Sahne değişti; yurdun duvarlarından geçerek, kampüsün üzerinde üç kat yüksekte havada durdu. Geçidi binadan çıkarabildiği için mutluydu ancak üç katlık bir sıçrama fazlaydı. Diğer iki bilyeyle de oynadı ve birinin sahneyi kendisine doğru veya kendisinden uzağa, diğerininse aşağı ve yukarı hareket ettirdiğini keşfetti.

Geçidi, mümkün mertebe gözden uzak bir yere yerleştirmek istiyordu; meraklı kişilerin dikkatini çekmeyecek bir yere. Bu onu biraz rahatsız etti; bunun için ideal bir yer yoktu; yine de bir çıkmaz sokakta karar kıldı: Kampüsün elektrik santrali ile kütüphanenin arka duvarı arasında kalan avluda. Temkinli ama acemice, uçan görüntüyü istediği yere doğru hareket ettirerek, iki binanın arasına dikkatlice yerleştirdi. Sonra da pozisyonunu tam olarak duvara bakacak şekilde yeninden ayarladı. Bu gayet iyiydi!

Kontrolleri oldukları şekilde bırakarak, kabinden çıktı ve gösterişsiz bir tavırla kendi zamanına adım attı.

 

-ooo-

 

◄ Bir önceki bölüm Bir sonraki bölüm ►